Ticari Bloklar

DÜNYA’DAKİ BELLİ BAŞLI TİCARİ BLOKLAR
TİCARİ BLOKLAR

1) AVRUPA BİRLİĞİ (AB):

AB, Dünya’nın en ileri entegrasyon düzeyine sahip Blok’u olup oluşum tarihi itibariyle mevcut ekonomik blokların ilklerindendir. Dolayısıyla dünya ekonomisinde önemli bir rolü vardır. Bugünkü AB’nin temelleri, 18 Nisan 1951 yılında Almanya Belçika, Hollanda, Lüksemburg, Fransa ve İtalya arasında imzalanan Paris Anlaşması ile atılmıştır. Paris Anlaşması, bugünkü AB’nin başlangıcını teşkil eden Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu’nu (AKÇT) kuran anlaşmadır. Daha sonra bu altı üye devlet, 1957 yılında işgücü ile mal ve hizmetlerin serbest dolaşımına dayanan bir ekonomik topluluğu kurmaya karar vermişlerdir. 1957 yılında Roma Anlaşmasının imzalanması akabinde Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) kurumuş olup yine aynı anlaşmayla Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu (EURATOM)’da kurulmuştur. AET’nin amacı malların, işgücünün, hizmetlerin ve sermayenin serbest dolaştığı bir ortak pazarın kurulması ve siyasi birliğin sağlanmasıdır. EURATOM’un amacı ise nükleer enerjinin barışçıl amaçlarla ve güvenli biçimde kurulmasını sağlamak amacıyla üye devletlerin araştırma programlarını koordine etmektir. Türkiye AET’nin kurulmasından kısa bir süre sonra 31 Temmuz 1959 tarihinde topluluğa ortaklık başvurusunda bulunmuştur. AET Bakanlar Konseyi 12 Eylül 1963 yılında üyelik koşulları gerçekleşinceye kadar geçerli olacak bir Ankara Anlaşmasını imzalamıştır. Ankara Anlaşması, Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkilerinin hukuki temelini oluşturmaktadır. Anlaşma, Türkiye’nin AB Ortak Pazarı’na, kurulacak bir gümrük birliği vasıtasıyla kademeli olarak katılımı için aşamalı bir süreç öngörmüştür.

1 Temmuz 1968 yılında mamul mallarda gümrük vergileri kaldırılarak Gümrük Birliği oluşturulmuştur. 1973 yılında Birleşik Krallık, Danimarka, ve İrlanda Topluluk üyeliğine dahil olmuşlardır. 1981’de Yunanistan, 1986 yılında da İspanya ve Portekiz’in katılımlarıyla Topluluk güneye doğru genişlemeye başlamıştır. Türkiye bu süreçte 14 Nisan 1987 yılında Türkiye Avrupa Birliği’ne tam üyelik başvurusunda bulunmuştur.

Topluluk, söz konusu hedeflere ulaşabilmek ve uyum ilişkilerini daha ileri safhalara götürebilmek amacıyla, AET Kurucu Anlaşması’nda (Roma Anlaşması) bazı değişikliklere gitmek zorunda kalmıştır. Bu değişiklikler;

I.Avrupa Tek Senedi ile yapılan değişiklikler: İç Pazar’ın oluşmasıyla ilgili en önemli belge kabul edilen Avrupa Tek Senedi imzalanmıştır. Belgede ortak pazarın aşamalı olarak 31 Aralık 1992 tarihine kadar gerçekleştirilmesi hedefi konulmuştur. Ortak Pazar ile üye devletlerarasında politik, ekonomik ve sosyal bütünleşme, teknoloji araştırma ve geliştirme, ekonomik ve parasal birlik, çevre politikası ve dış politika alanında işbirliği gibi yeni politikalar belirlenmiştir. Roma Anlaşması, 1 Temmuz 1987 tarihli Avrupa Tek Senedi (ATS) ile önemli değişikliklere uğramıştır. ATS ile “Tek Pazar” kurulmuştur. Yapılan değişiklikler de Avrupa Parlamentosu’nun yetkilerinin artırılması ve Tek Pazar’ın gerçekleştirilmesinin önündeki engellerin kaldırılmasıyla ilgilidir. ATS ile Ortak Pazar hedefi yeniden tanımlanmış ve Topluluğun daha ileri ekonomik entegrasyon ile siyasi ve sosyal bütünleşme alanlarında Topluluk politikaları oluşturulması öngörülmüştür. ATS’den sonra AET (Avrupa Ekonomik Topluluğu), AT’ye (Avrupa Topluluğu) dönüşmüştür.

 

II.Maastricht Anlaşması (Avrupa Birliği Anlaşması) ile yapılan değişiklikler: Üye devletler daha güçlü bir bağ kurmak amacıyla 1 Kasım 1993’te yürürlüğe giren Maastricht Anlaşması, diğer adıyla Avrupa Birliği Antlaşması yürürlüğe girmiştir.  Bu anlaşma ile 1999 yılına kadar parasal birliğin tamamlanması, ortak dış ve iç güvenliğin oluşturulması ve Avrupa vatandaşlığının oluşturulmasına karar verilmiştir.

Maastricht Anlaşması ile biri siyasi birlik diğeri ekonomik birlik olmak üzere iki başlık altında ele alınabilecek yeni düzenlemeler ile Roma Anlaşması’nda önemli değişiklikler getirilmiştir.

Siyasi birlikle ilgili olarak, Birlik üyelerinin ortak dış politika ve savunma politikaları hususunda ortak faaliyetlerini sürdürebilecekleri ve çoğunluk kararı ile bunları uygulamaya koyabilecekleri kararı alınmıştır. Siyasi birlik alanında diğer bir değişiklik ise Avrupa Parlamentosu’nun yetkililerinin artırılması olmuştur. Bazı alanlarda Avrupa Parlamentosu’na veto yetkisi verilmiştir.

Ekonomik birlikle ilgili olarak, ekonomik ve parasal birliğe geçiş için üç aşama belirlenmiştir. Birinci aşamada, üye ülkelerin tümü Avrupa Para Sistemi (APS) kur mekanizmasına dahil olması kararlaştırılmıştır. İlk aşama, 1 Temmuz 1990-31 Aralık 1993 tarihleri arası olarak belirlenmiştir. 1.1.1994 tarihinde başlayan ikinci aşamada bir Avrupa Para Enstitüsü kurulması ve parasal birliğin tamamlanması ile birlikte bu kurumun Avrupa Merkez Bankası’na dönüşerek özerk bir şekilde Topluluk para politikasını yönlendirmesi öngörülmüştür.  En erken 1 Ocak 1997, en geç 1 Ocak 1999’da geçilmesi öngörülen üçüncü aşama Tek Para ’ya geçiş aşamasıdır.

Ayrıca, Maastricht Anlaşması ile Avrupa Topluluğu (AT), Avrupa Birliği(AB)’ne dönüşmüştür.

1 Ocak 1993’te Tek Pazar'ın oluşmasıyla birlikte, 12 üye ülke arasında malların, sermayenin, hizmetlerin ve insanların serbest dolaşımı tam anlamıyla sağlanmıştır. Haziran 1993'te ise AB Devlet ve Hükümet Başkanlarının AB'nin Merkez ve Doğu Avrupa Ülkeleri'ni (MDAÜ) kapsayacak şekilde genişlemesi yönünde karar aldıkları Kopenhag Zirvesi'nde, AB'ye üyelik kıstasları belirlenmiştir. "Kopenhag Kriterleri" olarak bilinen bu koşullar, AB üyelik başvurusu kabul edilen tüm aday ülkeler tarafından yerine getirilmesi gereken asgari koşulları ifade etmektedir. Siyasi ve ekonomik kriterler ile müktesebat uyumu olmak üzere üç grupta toplanan bu düzenlemelerin detayları şunlardır;

  • Siyasi kriterler: AB Anlaşması'nın tam üyelikle ilgili maddesine eklenen  demokrasinin güvence altına alındığı istikrarlı bir kurumsal yapı, hukukun üstünlüğü, insan hakları ve azınlık haklarına saygı koşullarıdır.
  • Ekonomik kriterler: İyi işleyen bir pazar ekonomisi ve AB içindeki piyasa güçlerine ve rekabet baskısına karşı koyabilme kapasitesidir.
  • Topluluk müktesebatının kabulü: AB'nin çeşitli siyasi, ekonomik ve parasal hedeflerine bağlılık sürecidir.

Birlik, 1 Ocak 1995'ten itibaren 'Avrupa Birliği' (AB) olarak anılmaya başlanmış, aynı yıl Avusturya, Finlandiya ve İsveç'in katılımıyla 15 üyeli hale gelmiştir.

III.Amsterdam Antlaşması ile yapılan değişiklikler: Tek para birimine geçiş ve AB'nin genişlemesine ilişkin sürecin belirlenebilmesi amacıyla Mart 1996'da başlatılan Hükümetlerarası Konferans 16-17 Haziran 1997 tarihlerinde gerçekleştirilen Amsterdam Zirvesi ile tamamlanmıştır. Zirve toplantısında, AB'nin beşinci genişleme sürecine başlaması ve 1 Ocak 1999 tarihinde tek para birimi olan Euro’ya geçilmesi teyit edilmiştir. Amsterdam Anlaşması ile de aşağıdaki değişiklikler yapılmıştır:

- Bir hürriyet, güvenlik ve adalet alanının yaratılması: Özgürlük, demokrasi ve hukukun üstünlüğü Antlaşmalara eklenmiş, ayrımcılık yapmama hususunda taahhütler verilmiş, beş yıllık bir süre içinde kişilerin serbest dolaşımının sağlanması kararlaştırılmış, Schengen Anlaşması Topluluk mevzuatına dahil edilmiş, adalet ve içişlerinde işbirliği güçlendirilmiştir.

- Birlik ve vatandaş kavramları: Anlaşma ’ya istihdam bölümü eklenmiş, Sosyal Protokol Topluluk mevzuatının bir parçası haline getirilmiş, çevre konusu AB’nin amaçları arasına dahil edilmiş, kamu sağlığı ve tüketicinin korunması alanındaki hükümler güçlendirilmiş, taklit mal ticareti ile mücadelede işbirliği güçlendirilmiş, AB kurumlarının çalışmasında şeffaflık ilkesi kabul edilmiştir.

- Etkin ve uyumlu bir dış politika alanında işbirliği benimsenmiştir.

- Yasama prosedürü basitleştirilmiş, ortak karar alma yönteminin uygulama alanı genişletilerek    Avrupa Parlamentosu’nun yetkileri artırılmıştır.

1 Ocak 1999 tarihinde Euro, 11 üye ülkede (Almanya, Avusturya, Belçika, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İrlanda, İspanya, İtalya, Lüksemburg, Portekiz) resmi para birimi haline gelmiştir. 1 Ocak 2002 tarihinde Avrupa ortak para birimi Euro, 12 ülkede tedavüle girmiş ve banknot ve madeni para olarak kullanılmaya başlanmıştır.

23-24 Mart 2000 tarihlerinde gerçekleşen Lizbon Zirvesi’nde AB’nin istihdamı güçlendirmeye ve bilgi üzerine kurulu bir ekonomi çerçevesinde ekonomik reform ve sosyal uyumu gerçekleştirmeye yönelik yeni stratejisi tanımlanmıştır. Sürdürülebilir ekonomik büyüme ve bilgiye dayalı dünyanın en rekabetçi ve dinamik ekonomisini oluşturma bu stratejiler arasındadır.

1 Şubat 2003’te yürürlüğe giren Nice Antlaşması’nın amacı yeni üyeler alarak genişlemeye hazırlamak olan bu Antlaşma, 15 üye ülke ve 12 aday ülkenin (Türkiye hariç) Avrupa Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu’ndaki üye sayıları dağılımı ile AB Konseyinde karar almadaki oy ağırlıklarını belirlemiş, Bakanlar Konseyi’ndeki ağırlıklı oy oranlarını değiştirmiştir.

1 Mayıs 2004 tarihinde 10 ülke, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Güney Kıbrıs, Letonya, Litvanya, Macaristan, Malta, Polonya, Slovakya ve Slovenya’nın katılımıyla Birlik, beşinci ve en büyük genişlemesini gerçekleştirmiştir. Bu sayı 2007 tarihinde Bulgaristan ve Romanya’nın eklenmesiyle 27’e yükselmiştir. Hırvatistan 1 Temmuz 2013 itibariyle AB’ye üye olmuş ve böylece AB2ye üye devlet sayısı 28’e yükselmiştir.

Halihazırda, AB’ne tam üye durumunda olan 28 ülke bulunmaktadır. Bunlar Almanya, Avusturya, Belçika, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Fransa, Hırvatistan, Hollanda, İngiltere, İrlanda, İspanya, İsveç, İtalya, Güney Kıbrıs, Letonya, Litvanya, Lüksemburg, Macaristan, Malta, Polonya, Portekiz, Slovakya, Slovenya, Yunanistan ve Romanya'dır.
 

İngiltere’nin Durumu (Brexıt)

Britain ve Exit kelimelerinin birleşmesinden oluşan Brexit, İngiltere’nin Avrupa Birliği üyeliğinden çıkması anlamına gelen bir terimdir. Eski başbakan David Cameron’un 2015 yılı seçim çalışmasında, 2017’den önce AB’den ayrılma veya kalma yönünde bir referandum yapacağını vaat etmiş, 23 Haziran 2016 tarihinde gerçekleştirilen referandumda halkın %52’si AB’den çıkılması (Brexit), yüzde 48’i AB’de kalınması yönünde oy vermiştir. Brexit sonrası ilk gün Sterlin, Türk Lirası karşısında %5,6 değer kaybederek 4,01 seviyelerine düşmüştür. Sonraki süreçte de değer kaybetmeye devam eden Sterlin 3,74’e kadar gerilemiştir. İngiltere’nin AB’den çıkması sonrasında olası modellere göre ticari ilişkilerimiz değişkenlik gösterecektir. İngiltere’nin Gümrük Birliği içinde kalması durumunda ikili ticari ilişkilerimizde değişim görünmemekte olup, Gümrük Birliği’nden çıkması durumunda iki ülke arasında imzalanacak ikili anlaşmalara göre şekilleneceği tahmin edilmektedir. 2015 yılında Türkiye İngiltere’nin ihracatında sadece %1,2 pay almış olup Gümrük Birliğinden çıkması durumunda yapılacak kapsamlı anlaşmalarla payını arttırabileceği öngörülmektedir. Türkiye serbest ticaret anlaşması yapmak için İngiltere’yle anlaşma yapmak için hamlelere başladığı bilinmektedir.

 

2) AVRUPA SERBEST TİCARET BİRLİĞİ (EFTA):

EFTA (European Free Trade Area) İngiltere, Avusturya, İsveç, Danimarka, İsviçre, Norveç ve Portekiz arasında 4 Ocak 1960 tarihinde imzalanıp 3 Mayıs 1960 tarihinde yürürlüğe giren Stockholm Anlaşma’sı ile oluşturulmuştur. Birliğe, 1970 yılında İzlanda, 1986 yılında da Finlandiya tam üye olmuşlardır.

Bununla birlikte, Danimarka ve İngiltere 1972 yılında, Portekiz 1985 yılında, Avusturya, İsveç ve Finlandiya 1995 yılında EFTA’dan ayrılarak AT’na katılmışlardır. Halihazırda, EFTA’nın İsviçre, Lihtenştayn, İzlanda ve Norveç olarak dört üyesi bulunmaktadır.

EFTA’nın hedefi, üye ülkeler arası ticarette mevcut gümrük vergisi, eş etkili vergiler ve miktar kısıtlamalarının kaldırılması suretiyle ticaretin serbestleştirilmesi; üye ülkelerin yaşam düzeylerinin yükseltilmesi; tam istihdamın sağlanması; üretim ve ticaretin geliştirilmesine katkıda bulunma; kaynakların etkin kullanımı ve rekabet edebilirliğin artırılması ve bölge içi ticaretin önündeki engellerin kaldırılması olarak belirlenmiştir. EFTA’nın diğer bir hedefi ise bütün Avrupa ülkelerini kapsayan bir ortak pazarın kurulması olarak tanımlanmıştır.

 

Türkiye’nin EFTA ile İlişkileri

Türkiye ile EFTA Ülkeleri arasında 1991 yılı sonunda imzalanan Serbest Ticaret Alanı Anlaşması Nisan 1992'de yürürlüğe girmiştir. Bu anlaşma işlenmiş tarım ürünleri, sanayi malları ile balıkçılık ve diğer deniz ürünlerini kapsamakta, bunun dışında fikri mülkiyet, rekabet, devlet yardımları ve damping konularında da hükümler içermektedir.

 

3) AVRUPA EKONOMİK ALANI (AEA):

AEA’nın temeli, AT ve EFTA ticari blokları arasında ticari ilişkilerin güçlendirilmesi amacıyla 1972 yılında serbest ticaret anlaşması imzalanarak atılmıştır. Söz konusu serbest ticaret anlaşması kapsamında, iki blok arasındaki ticarette gümrük vergileri 1997 yılından başlamak üzere sıfırlanmıştır. İleriki yıllarda, iki ticari blok arasında serbest ticaret anlaşması kapsamında yürütülen yakınlaşma daha ileriye götürülmek istenmiş ve 2 Mayıs 1992’de AEA Anlaşması imzalanmıştır.

AEA Anlaşması’nın hedefi, ortak kurallara ve eşit rekabet koşullarına dayanan ve anlaşmanın uygulamaya konması için gerekli olan hukuki olanaklara sahip ve eşitlik, karşılıklılık; avantajlarda, haklarda ve yükümlülüklerde taraflar arasında genel denge unsurlarına dayanan dinamik ve homojen bir topluluk yaratmak olarak tanımlanmıştır. Kısacası AEA’nın amacı, 19 Batı Avrupa ülkesi arasında bir “Tek Pazar” oluşturmak ve bu ülkeler arasındaki ticareti artırmaktır.

Anlaşma’nın kapsamı aşağıdaki ana başlıklarda özetlenmiştir:

  • Malların Serbest Dolaşımı: AEA Anlaşması ile malların serbest dolaşımı konusunda 1972 ve 1973 yıllarında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması sonrasında, dış ticaret üzerinde geriye kalan engellerin kaldırılması hedeflenmiş ve Anlaşma ile malların üretim ve pazarlama aşamalarında, AEA dahilinde yer alan ülkelerde ayrımcı uygulamaya tabi tutulmasını sağlayacak bir rekabet düzeni yaratılmıştır.
  • Gümrük Alanında İşbirliği: AEA dahilinde sınır kontrolleri korunacak, ancak formaliteler ve kontroller basitleştirilecektir.
  • Kamu Alımları: Bu alandaki Topluluk mevzuatının EFTA için de geçerli olması kararlaştırılmıştır. Bu çerçevede, kapsanan piyasalar ise enerji, su, ulaşım ve telekomünikasyondur.
  • AKÇT Ürünleri: Anlaşma ile, ikili anlaşmalar uyarınca yürürlükte olan hükümler söz konusu edilmeksizin bu sektörde mevcut olan tüm miktar kısıtlamaları, gümrük vergisi ve ticaretteki diğer idari veya teknik engellerin kaldırılması kararlaştırılmıştır.
  • Kişilerin Serbest Dolaşımı: Bu alanda EFTA ülkeleri, ilgili Topluluk mevzuatını kabul edeceklerdir.
  • Yan ve Yatay Politikalar: AT, Topluluk üyesi ülkeler ve EFTA ülkeleri arasındaki ilişkilerin genişletilmesi ve güçlendirilmesi, bir taraftan işletmelerin rekabet durumunu etkileyebilecek ve serbestinin oluşturulmasıyla doğrudan ilgili olan alanları (yatay politikalar, sosyal politika, tüketicinin korunması, çevre istatistik ve işletme hukukunun bazı hususları) diğer taraftan, yan politikaları (AR-GE, bilgi hizmetleri, eğitim, mesleki eğitim, KOBİ, turizm, sivil koruma) kapsamaktadır.

 

Ayrıca Anlaşma kapsamında, standartların uyumlulaştırılması, ticarette korumacı engellerin kaldırılması, enerji, fikri mülkiyet, işlenmiş tarım ürünleri, diplomaların karşılıklı olarak tanınması, sosyal güvenlik, hizmetlerin serbest dolaşımı, telekomünikasyon ulaştırma, sermayenin serbest dolaşımı, sosyal politika uyuşmazlıkların giderilmesi v.b alanlarda düzenlemeler yapılmıştır.

 

4) ORTA AVRUPA SERBEST TİCARET ALANI (CEFTA):

Bu blok 1992 yılında Polonya – Macaristan – Çek Cumhuriyeti ve Slovakya tarafından kurulmuştur. Bloğa daha sonra Romanya – Bulgaristan –Hırvatistan ve Makedonya taraf olmuşlardır.

Ancak bu ülkelerden bazıları daha sonra Avrupa Birliği üyesi olunca bloktan ayrılmışlar ve yeni üyelerin katılımlarıyla blok giderek Balkan ülkeleri kimliğine bürünmüştür. Amaçları, üye ülkeler arasında serbest ticaret anlaşmaları yaparak ticarette atılım yapmaktır. Şuan ki üye ülkeler ise Arnavutluk, Bosna/Hersek, Makedonya, Sırbistan, Karadağ, Moldova ve Kosova’dır.

 

5) KUZEY AMERİKA SERBEST TİCARET ANLAŞMASI (NAFTA):

ABD ile Kanada arasındaki ticari engellerin kaldırılmasına yönelik görüşmeler İkinci Dünya Savaşı sonrası uluslararası işbirliği hareketleri sırasında başlamıştır. Uzun süren görüşmeler sonrası oluşturulan ABD-Kanada Serbest Ticaret Anlaşması 2 Ocak 1988 tarihinde imzalanmıştır. Diğer yandan Meksika’nın 1986 yılında GATT(Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması)’a katılmasından sonra, ABD bu ülke ile de ekonomik ve ticari ilişkilerini geliştirmek üzere ikili anlaşmalar imzalamıştır. ABD bir yandan Kanada, diğer yandan Meksika ile yaptığı anlaşmalar sonucunda, Amerika Kıtası’nın kuzeyini kapsayacak biçimde ABD-Kanada-Meksika arasında NAFTA (North American Free Trade Agreement) Ağustos 1992’de imzalanmış ve 1 Ocak 1994 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

NAFTA Anlaşması uyarınca, Anlaşma’ya taraf ülkeler arasında gümrük vergilerinin, bazı mallarda hemen, bazı mallarda 5 veya 10 yıllık bir geçiş dönemi sonunda, hassas mallarda ise 15 yıllık bir geçiş dönemi sonunda sıfırlanması öngörülmüştür.

NAFTA’nın asıl amaçlarından birisi de söz konusu üç ülke arasındaki ekonomik uçurumların kapatılarak Kuzey Amerika kıtasında toplu halde ekonomik ve toplumsal istikrar kazandırabilmektedir. Bundan dolayı bu anlaşmanın etkisi kendisini özellikle otomotiv ürünlerinde göstermektedir. Özellikle ABD ve Kanada arasında otomotiv ürünlerinde gümrük vergilerinin bulunmaması ve idari engellerin en aza indirilmesi ve düşük kur, işçilik, maliyetinin daha düşük olması gibi nedenlerle, önemli otomobil üreticileri Kanada’ya önemli yatırım yapmış, ABD ve Kanada’daki üretim sistemlerini bütünleştirmiştir.

NAFTA uygulamaya konduktan sonra Kuzey Amerika’daki ticaret hacmi %75 civarında artmıştır. NAFTA daha fazla entegre olmuş bir Kuzey Amerika pazarı yaratmaya yardımcı olmuştur. NAFTA’ nın şekillendirdiği anlaşma ticari engellemeleri azaltarak ve her bir üye ülkenin birbirlerinin pazarlarına girişlerini garanti ederek bu bölgede ticareti güçlendirmiştir.

Anlaşma kapsamında tekstil ve konfeksiyon, otomotiv sanayii, enerji, petro kimya ve tarım ürünleri, anti damping ve telafi edici vergi uygulamaları, fikri mülkiyet hakları, ulaştırma ve haberleşme, çevre ve işçi sorunları, mali konular ve yatırımlar vb. hususlara ilişkin düzenlemeler de yer almaktadır.

 

6) LATİN AMERİKA ENTEGRASYON TOPLULUĞU(LAIA):

1960’da imzalanan I.Montevideo Anlaşması ile Arjantin, Brezilya, Uruguay, Paraguay, Meksika, Şili ve Peru arasında ALALC (Latin Amerika Serbest Ticaret Birliği-LAFTA) kurulmuştur. Kısa sürede bütün bölgeyi içeren bir “serbest ticaret alanı” kurmayı hedefleyen ALALC, 1980’deki ‘İkinci Montevideo Anlaşması’ ile ‘ALADI’ye (Latin Amerika Entegrasyon Birliği-LAIA) dönüştürülmüştür. Üye ülkeler Arjantin, Bolivya, Brezilya, Şili, Kolombiya, Ekvator, Meksika, Paraguay, Peru, Uruguay ve Venezüella’dır. 1998’de Küba’nın da katılımıyla 12 üye ülkeye ulaşan ALADI, kuruluş anlaşması gereği tüm Latin Amerika ülkelerinin katılımına açık olup, Latin Amerika’daki bütün tercihli ticaret rejimlerinin ve küçük çaplı diğer bölgesel entegrasyonların yol haritasını çizen şemsiye kuruluş fonksiyonunu görmektedir. Topluluğun hedefi, iç ticaret ve entegrasyon yoluyla ekonomik işbirliği ve kalkınmanın artırılmasıdır. Hedefin gerçekleştirilmesi için bölgesel tarife tercihleri uygulanması, ikili tarife tercihleri uygulanması, ticaretin geliştirilmesi, kliring ve kredi düzeni oluşturulması öngörülmüştür. Bu çerçevede Topluluk üyesi ülkeler arasında çok sayıda ikili ticaret anlaşması gerçekleştirilmiş, tarife tercihleri yoluyla bölgesel ticaretin serbestleştirilmesi doğrultusunda adımlar atılmıştır.

 

7) GÜNEY AMERİKA ÜLKELERİ ORTAK PAZARI (MERCOSUR):

MERCOSUR (Common Market for the Southern Cone of America), 1991 yılında Arjantin, Brezilya, Paraguay ve Uruguay arasında kurulmuştur. Şili’de daha sonra ortak üye olarak katılmıştır. Söz konusu entegrasyonun hedefi ekonomik kalkınmayı hızlandırmak olarak tanımlanmıştır. Amacı gerçekleştirebilmek için, üye ülkeler arasında ticaretin serbestleştirilmesi, ekonomi ve diğer politikaların koordinasyonu ve üretim faktörlerinin serbest dolaşımı öngörülmüştür.

Son olarak, VII. MERCOSUR zirvesi sonrasında imzalanan ve 1.1.1995’de yürürlüğe giren MERCOSUR Anlaşması ile aşağıdaki kararlar alınmıştır:

-Ortak Dış Tarife: Yaklaşık olarak 9000 kalem malın %85’ini kapsayan ortak dış tarife normları kabul edilmiştir. Ortak dış tarife %0 ile %20 arasında değişmektedir.

-Gümrük Kodu: 186 maddeden oluşan Gümrük Kodu, yolcu beraberi bagajlardan, gümrüklerdeki sevkiyat ve değer tespit usulleri gibi konuları kapsamaktadır.

-Otomotiv Sektörü: Üye ülkelerde araç ve yedek parçasının serbest ticaretine ilişkin bir çerçeve kabul edilmiştir.

Ayrıca söz konusu zirve sonucunda üye ülke Devlet Başkanları tarafından kabul edilen Ouro Preto Protokolü ile MERCOSUR’ün kurumsal yapısını oluşturmak üzere bir Ortak Pazar Konseyi, Ortak Pazar Grubu, MERCOSUR Ticaret Komisyonu, Ortak Pazar Parlamento Komisyonu, Ekonomik ve Sosyal Danışma Konseyi ve İdari Sekretarya kurulmuştur.

 

Türkiye’nin MERCOSUR’la İlişkileri

Türkiye-MERCOSUR Serbest Ticaret Anlaşması imzalanmasına yönelik görüşmeler 22 Nisan 2008 tarihinde Buenos Aires’te yapılmıştır. 1 Temmuz 2008 tarihinde Türkiye-MERCOSUR Çerçeve Anlaşması imzalanmıştır. Müzakere süreci dahilinde ülkemizin ev sahipliğinde 2 toplantı gerçekleştirilmiştir.

2010 yılında Güney Amerika ülkelerine ihracatımızın yaklaşık 2/3’si MERCOSUR’un tam üyesi olan 4 ülkeye yapılmıştır. Türkiye’nin MERCOSUR ülkelerine ihracatı 2010 yılında %83 artarak 1,2 milyar ABD dolarına ulaşmıştır. İthalatımız ise 2010 yılında %28,7 artarak 2,9 milyar ABD dolarına ulaşmıştır.

Türkiye-MERCOSUR Siyasi İstişare ve İşbirliği Mekanizması Mutabakat Zaptı 16 Aralık 2010 tarihinde imzalanmıştır. Bu çerçevede, ülkemizle MERCOSUR arasında siyasi istişare toplantıları yapılması planlanmaktadır.

 

8) GÜNEY DOĞU ASYA ÜLKELERİ TOPLULUĞU (ASEAN):

8 Ağustos 1967 yılında, ASEAN (Bangkok) Deklarasyonu ile kurulan ASEAN (Güneydoğu Asya Ülkeleri İşbirliği Örgütü) bünyesinde 10 ülkeyi barındırmaktadır. ‘Asya Kaplanları’ olarak bilinen ülkelerden oluşan birlik, coğrafi konum ve sahip olduğu hammadde kaynakları dolayısı ile özellikle Çin, Japonya ve ABD ile önemli ekonomik ilişkilere sahip bulunmaktadır.  ASEAN üyeleri Brunei, Endonezya, Filipinler, Kamboçya, Laos, Malezya, Myanmar, Singapur, Tayland ve Vietnam’dan oluşmaktadır.

 ASEAN’ın amaçları arasında;

  • Bölgede ekonomik büyümenin arttırılması, sosyal ve kültürel gelişmenin sağlanması,
  • Bölgede istikrarın ve barışın sağlanması,
  • Ekonomik, sosyal, kültürel, teknik, bilimsel ve idari alanlarda ortak ilgi alanına giren konularda etkin bir işbirliği ve karşılıklı yardımlaşma sağlanması,
  • Eğitim, teknik ve yönetim alanlarında eğitim ve araştırma tesislerinin kurulması,
  • Güneydoğu Asya çalışmalarını teşvik etmek vb.. uygulamaları vardır.

 

2014 Kasım ayında Myanmar’da düzenlenen 25. ASEAN Zirvesi sonucunda, 2015 sonrası ASEAN Topluluğu Vizyonu’nun temel unsurları geliştirilmiştir. Söz konusu unsurlar arasında;

  • ASEAN Siyasi-Güvenlik Topluluğu,
  • ASEAN’ın Temel İlkelerine Bağlı Kalma,
  • Barış, Güvenlik ve İstikrarın Sürdürülmesi ve Arttırılması,
  • ASEAN'ın Dış İlişkilerinin Derinleştirilmesi ve Genişletilmesi,
  • ASEAN Ekonomik Topluluğu,
  • ASEAN-Sosyo-Ekonomik Topluluğu yer almaktadır.

Ayrıca, 2015 Nisan ayında Malezya’da düzenlenen ASEAN Zirvesi sonucunda;

  • “İnsan Odaklı ve İnsan Merkezli ASEAN Kuala Lumpur Bildirisi”,
  • “Küresel Ilımlılar Hareketi Langkawi Bildirisi”,
  • “Afetler ve İklim Değişikliğine karşı ASEAN, ASEAN Toplulukları ve İnsanlarının Direncinin Kurumsallaştırılması ASEAN Bildirisi” kabul edilmiştir.

 

Türkiye-ASEAN İlişkileri:

Türkiye, ASEAN ile kurumsal ilişkilerini geliştirme kararını 1999 yılında almış, bu çerçevede diyalog veya sektörel diyalog ortağı olmak için niyetini beyan etmiştir. Türkiye, ASEAN ile kurumsal ilişki geliştirmenin ilk adımı olan Dostluk ve İşbirliği Antlaşması’na (ASEAN/TAC) 19-23 Temmuz 2010 tarihlerinde Vietnam’da yapılan 43. ASEAN Dışişleri Bakanları Toplantısı sırasında taraf olmuştur.

 

9) ASYA PASİFİK EKONOMİK İŞBİRLİĞİ FORUMU (APEC):

APEC, Asya-Pasifik bölgesindeki ekonomik gelişmeyi ve refah düzeyini daha ileriye taşımak ve Asya Pasifik Topluluğu arasındaki bağları güçlendirmek amacıyla 1989 yılında kurulmuştur. APEC’in “Üye Ekonomiler” olarak da anılan 21 üyesi vardır. Bunlar Avustralya, Brunei, Kanada, Şili, Çin, Hong Kong, Tayvan, Endonezya, Güney Kore, Japonya, Malezya, Meksika, Yeni Zelanda, Papua Yeni Gine, Filipinler, Peru, Rusya Federasyonu, Singapur, Tayland, Amerika Birleşik Devletleri ve Vietnam’dır. APEC birçok uluslararası örgütten farklı olarak bağlayıcılığı olmayan taahhütler temelinde açık diyalog esasına göre faaliyetlerini yürütmektedir.

APEC önde gelen Asya-Pasifik ekonomik fonudur. Birincil hedefi Asya-pasifik bölgesinde sürdürülebilir ekonomik büyüme ve refahı sağlamaktır. APEC çerçevesindeki işbirliğinin temel hedefleri üyeler arasında gümrük tarifelerinin düşürülmesi ve diğer ticaret engellerinin azaltılması, yerel bazda verimli ekonomilerin oluşturulmasına yardımcı olunması gibi hedefleri vardır.

 

Türkiye’nin APEC ile İlişkileri

APEC, üyelerinin toplamının demografik, ekonomik ve ticari açılardan ortaya koyduğu büyüklük bakımından önemli bir oluşum haline gelmiştir. APEC dünya ekonomisinin %55’ni oluşturmuş olup, dünya ticaretinin ise %45’ni gerçekleştiren 21 ekonomiden oluşan önemli bir yapıdır. Türkiye, Asya-Pasifik bölgesinin giderek artan önemini yakından takip etmektedir.

 

10) KARADENİZ EKONOMİK İŞBİRLİĞİ (KEİ):

KEİ (Black Sea Economic Corporation) 1992 yılında imzalanan bir Deklarasyon’la kurulmuştur. Üyeleri Türkiye, Arnavutluk, Ermenistan, Azerbaycan, Bulgaristan, Gürcistan, Yunanistan, Moldova, Romanya, Rusya, Sırbistan ve Ukrayna’dır. KEİ’nin hedefi üye ülkeler arasında ticari ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesidir. Ayrıca, malların, sermayenin ve kişilerin serbest dolaşımı da belirlenen hedefler arasındadır. Türkiye 1992 yılından itibaren kurucu ülke sıfatıyla teşkilata üyedir.

 

 

11 ) EKONOMİK İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI (ECO):

ECO, 1991 yılında Pakistan, İran ve Türkiye arasında kurulmuş ve daha sonra Eski SSCB’den bağımsızlıklarını kazanan Azerbaycan, Türkmenistan, Kırgızistan, Kazakistan, Özbekistan, Tacikistan ile Afganistan da işbirliğine katılmışlardır. ECO’nun hedefi ticaret, sanayi, telekomünikasyon, ulaşım, enerji, turizm ve teknoloji alanlarında işbirliğinin geliştirilmesidir. Bakanlar Konseyi (COM) ECO’nun temel politika belirleyicisi ve karar alma organıdır. ECO anlaşması Türkiye’yi, Orta Asya Cumhuriyetleri ve Güney Asya ülkeleriyle bir araya getiren önemli bir yapı teşkil etmektedir.

 

Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Ticaret Anlaşması (ECOTA)

Anlaşmanın kapsamı 6’lı bazda tarife satırlarının %1’ini geçmeyecek şekilde belirlenecek hassas ürünler dışındaki taraflar arasında ticarete konu tüm ürünlerdir. Tarife indirimleri olarak  taraflardan Afganistan 15 yıl içinde, diğer taraflar ise 8 yıl içinde en yüksek tarife dilimi maksimum %15 olacak şekilde tarife indirimine gidecektir.

 

12) TTIP (TRANSATLANTİK TİCARET VE YATIRIM ORTAKLIĞI):

AB ve ABD’nin dünyadaki en kapsamlı ve en büyük ikili ticaret ve yatırım anlaşmasından bir olacak olan Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı 13 Şubat 2013 tarihinde aralarında müzakerelerin başlatılması kararını en üst siyasi seviyede almışlardır. Temmuz 2013 itibariyle başlayan bu müzakere tamamlandığında dünya GSYH’sinin yarısını ve dünya ticaretinin yaklaşık 1/3’ünü kapsayacak ortak bir pazar yaratacağı öngörülmektedir. TTIP görüşmeleri sürerken, Türkiye de bir yandan bu anlaşmanın dışında kalmamak için çalışmalarını sürdürüyor.

 

13) TTP (TRANS PASİFİK ORTAKLIĞI) ANLAŞMASI:

Beş yılı aşan Trans Pasifik Ortaklığı müzakereleri taraf olan 12 ülke arasında mutabakatın sağlanması ile 5 Ekim 2015 tarihinde sonuçlanmıştır. TPP Anlaşması ile dünya ekonomisinin ve ticaretinin yaklaşık %40’ını oluşturan 12 Asya pasifik ülkesi (ABD, Kanada, Meksika, Şili, Peru, Avustralya, Yeni Zelanda, Japonya, Malezya, Brunei, Vietnam ve Singapur) kendi aralarındaki ticareti serbestleştirmeye ve aralarında küresel üretim zinciri için gerekli ticaret ve yatırım kurallarını oluşturmaya çalışmışlardır. TTP’nin bir ticaret anlaşma olmasının ötesinde jeopolitik olarak da önem kazanmaktadır. Bu anlaşma taraflar arasında serbest ticareti sağlamak için 18 binin üzerindeki üründe gümrük vergilerinin kaldırılmasını öngörmektedir. Yabancı yatırımcılar TPP yoluyla DTÖ’nün temel ilkesi olan (ulusal muamele) ve başka ülke yatırımcılarından daha az olmayacak şekilde muamele görme (en çok müsaadeye mazhar ulus) imkânından yararlanacağı belirtilmiştir. Anlaşmanın Türkiye bakımından önemi ise Türkiye TPP’ye taraf olmamakla birlikte Asya Pasifik coğrafyasından uzakta kaldığından anlaşmanın ülkemize etkisini şimdilik tahmin etmek zor gibi görünmektedir.

 

14) CETA (KAPSAMLI EKONOMİ VE TİCARET ANLAŞMASI):

Kanada ile Avrupa Birliği arasında 30 Ekim 2016 tarihinde imzalanan anlaşma ticari sınırları kaldırmayı ve mal ticaretini kolaylaştırmayı hedeflemektedir. Gümrüklerin kaldırılıp standartların uyumlaştırılmasıyla her iki tarafa da avantajlar sağlayacak olan bu anlaşmanın müzakereleri 2009 yılında başlamıştır. Bu anlaşma ayrıca yatırımcılara öngörülebilir koşullar sağlayacak olup yasadışı ürünlerin ülkelere girmesi engellenmesi planlanmaktadır.

 

15) ANDEAN (CAN) ORTAK PAZARI (ANDEAN PAKTI/GRUBU):

Güney Amerika entegrasyon çabaları içinde en köklü yapılanmalardan biri de ANDEAN Ortak Pazarı (ANDEAN Common Market -Comunidad Andina) girişimidir. 26 Mayıs 1969’da Kolombiya’da imzalanan ve 24 Kasım 1969’da yürürlüğe giren Cartagena Anlaşması ile kurulmuştur. Kolombiya, Peru, Bolivya ve Ekvator’un kurduğu ortak pazar anlaşmasıdır. Üye ülkeler arasında bir ortak gümrük tarifesi uygulanmasını ve ticaretin serbestleştirilmesini öngörmektedir.

 

16) AFRİKA BİRLİĞİ (AfB):

Afrika’da politik, sosyal ve ekonomik bütünleşmenin sağlanması, kalkınmanın hızlandırılması, barış ve istikrarın korunması ve demokrasi ile yönetim ilkelerinin benimsenmesi amacıyla örgüt kurulmuştur. Bu örgüt, Afrika devletlerinin bağımsızlıklarını ve egemenliklerini kazanmaları ve Afrika’da sömürgeciliğe son verilmesi ilkeleri doğrultusunda 1963 yılında kurulmuştur. Afrika ülkelerinin buluştuğu ortak platform olan Afrika Birliği Örgütü, Kıta’da karşılaşılan her soruna “Afrika sorunlarına Afrika çözümleri” ilkesi uyarınca çözümler bulmaya ve politikalar üretmeye çalışmaktadır. Amaçları arasında, gümrük birliği, serbest ticaret anlaşmaları ve daha çok ticarete yönelik işbirliği yapmaktır.

 

Türkiye’nin Afrika Birliği ile İlişkileri

Ülkemizin Afrika Birliği Örgütü ile ilişkileri 2000’li yıllara kadar sınırlı kalmıştır. 2000’li yıllardan sonra Birliğe misafir ülke olarak katılan ülkemiz, 2005 yılında Birlik nezdinde gözlemci ülke statüsü kazanmıştır. Afrika Birliği 2008 yılında Türkiye’yi stratejik ortağı kabul ederek ilişkilerin gelişmesine katkı sağlamıştır. Müteakiben Türkiye-Afrika İşbirliği Zirvesi 18-21 Ağustos 2008 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda I. Türkiye-Afrika Ortaklığı Bakan Düzeyinde Gözden Geçirme Konferansı 15-16 Aralık 2011 tarihinde İstanbul’da düzenlenmiştir. II. Türkiye-Afrika Ortaklık Zirvesi, “sürdürülebilir bir kalkınmanın ve bütünleşmenin güçlendirilmesi için yeni bir ortaklık modeli” teması altında 19-21 Kasım 2014 tarihlerinde Malabo’da düzenlenmiştir. Zirve’de bir Bildiri ve 2015-2019 dönemine ilişkin Ortak Uygulama Planı kabul edilmiştir.