
İHKIB Başkan Yardımcısı Mustafa Paşahan, Türkiye'nin gelecekteki rekabet gücünün en düşük fiyatı kovalamakta değil, yakınlık, uyumluluk ve kalitede yattığını söylüyor.
Birleşik Krallık moda şirketleri Brexit'in etkileriyle şekillenen tedarik stratejilerini yeniden değerlendirmeye devam ederken, Türkiye kendisini en ucuz seçenek olarak değil, en güvenilir ortaklardan biri olarak konumlandırıyor.
Paşahan, bir üst düzey yöneticiler toplantısında yaptığı konuşmada, ülkenin birkaç yıllık aksaklığın ardından İngiliz alıcılar nezdinde yeniden ivme kazandığını ve giderek kendisini "uygun fiyatlı lüks" için bir merkez olarak konumlandırdığını söyledi. Paşahan’a göre Türkiye-Birleşik Krallık ilişkisi, Brexit belirsizliği ve bir dizi yüksek profilli perakende şirketinin iflası nedeniyle ağır darbe aldı. Aynı dönemde İngiltere'de Topshop, Debenhams ve son olarak Ted Baker ile başlayan büyük iflaslar yaşandığını hatırlatan Paşahan, tüm bu markaların Türkiye’yi de etkilediğini, bu nedenle İngiltere pazarı ve markalarıyla pozisyonlarını dengeleyemediklerini ifade etti.
Ayrıca üst düzey promosyon ve markalı ürün şirketlerinden gelen artan talebe de dikkat çeken Paşahan Türkiye'nin ultra düşük maliyetli tedarik pazarlarıyla doğrudan rekabet etmek yerine, değer önerisini bilinçli olarak değiştirdiğini, Türkiye’nin uygun fiyatlı lüks için önemli bir adaya olabileceğini ifade etti. Paşahan, Türkiye'nin artık maliyet açısından verimli bir ülke olmadığını kabul ederken, yakınlık, esneklik ve uyumluluğun birim maliyet kadar önem kazandığını savunuyor.
Paşahan, Hindistan'ı Türkiye ile defalarca karşılaştırarak, Hindistan'ı büyük bir rekabet tehdidi ancak uyumluluk ve döngüsellik konusunda riskli bir bahis, Türkiye'yi ise Avrupa için yakın kıyı ortağı olarak değerlendirirken, Avrupa'nın Hindistan ile bağlarını derinleştirirken neden "Çin için bir sınır çizdiğini" sorguluyor.
Paşahan’a göre döngüsel ekonomi, atık yönetimi ve dijital ürün pasaportları konusunda Avrupa, Hindistan'da "izlenebilirlik sorunlarını ve tüm bu uyumluluk sorunlarını" takip etmekte zorlanacakken, fiziksel olarak daha yakın olan, yüksek denetimden geçen ve güçlü bir geri dönüşüm altyapısı kuran Türkiye, bu alanlarda "Avrupa Birliği için çözüm üreten bir üretim ülkesi" olarak hareket edebilir.
Hindistan ve Çin’in, özellikle fiyat konusunda, önemli rekabet tehditleri olmaya devam ettiğini, Hindistan’ın sadece sadece Türkiye için değil, Avrupa için de büyük bir tehdit olduğunu vurgulayan Paşahan Türkiye'yi döngüsellik, atık yönetimi ve çevresel etki konularında AB standartlarıyla yakından uyumlu, "bir bakıma Avrupa üreticisi" olarak tanımlıyor.
Maliyetine rağmen Türkiye’nin sürdürülebilirlik, dijital ürün pasaportları (DPP) ve elyaf-elyaf geri dönüşümüne yatırım yapmaya devam ettiğini söyleyen Paşahan, uzun vadede başaracaklarını ama sürecin acı verici olduğunu ifade etti.

