TR
Search
BİLGİ BANKASI

Hızlı Modadan Yavaş Modaya Geçişte Hazır Giyim Sektörü

IAF’ın Bangladeş’te düzenlediği Dünya Moda Konvansiyonu’nda konuşan IAF Başkanı Cem Altan, hızlı modanın
giderek demode hale geldiğini, eğitim, dijitalleşme, yüksek kalitede ürünler ve düşük atık oranlarının birlikte ele
alınacağı kombine bir yaklaşıma ihtiyaç duyulduğunu kaydetti. Aynı zamanda Aycem Tekstil’in kurucusu olan
ve İHKİB ile TGSD Yönetim kurullarında da görev alan Altan, 7 Kasım 2021 tarihinde IAF Başkanlık
koltuğunu Han Bekke’den devralmıştı.

Şu dönemde Rusya-Ukrayna savaşının neden olduğu yüksek enerji fiyatları, artan enflasyon ve yaşam
maliyetleri vb. öğelerin, tüketicilerin giyim gibi hayati olmayan alışverişlerinde iki kez düşünmesine
neden olduğunu söyleyen Altan, artan maliyetlerden herkesin etkilendiğini, perakendecilerin Covid
nedeniyle birikmiş olan stoklarını artan yaşam maliyetleri nedeniyle satamamalarının tüm ülkelerdeki
giyim siparişlerinde %20-25 arasında bir düşüş yaşanacağı anlamına geleceğini kaydetti.

Hazır giyim üretiminde maliyetlerin ciddi şekilde arttığını, markaların ise bu ekstra maliyetleri üstlenmeyi
istemediklerini belirten Altan, ABD ve Avrupa’da en az %10’luk bir enflasyon söz konusuyken hazır giyim
fiyatların ortalama sadece %1 civarında arttığını, perakendeci ve markaların günün sonunda tedarikçilere
ihtiyaç duyacaklarını, kendileri yüksek kâr ederken bunun bir kısmını tedarikçileri ile paylaşmaları gerekeceğini vurguladı.

IAF Dünya Moda Konvansiyonu’nda bu yılki tema ‘modayı beraber dönüştürmek’ olarak belirlenirken
IAF Başkanı da hazır giyim ve tekstil sektörlerinde satınalma stratejilerinin sürdürülebilirlik ve dijitalleşme
merkezli olarak değişeceğini, bu dönüşümün 40 ayrı ülkede yer alan IAF üyelerinin beraber
hareket etmesiyle sağlanacağını, özellikle Avrupa Birliği mevzuatının 2050 karbon emisyonlarını
sıfırlama politikasının oldukça belirleyici olacağını söyledi.

IAF olarak üreticiler, markalar ve perakendeciler arasında bir köprü görevi görmek istediklerini söyleyen Altan,
temel hedeflerinin bu grupları aynı masa etrafında toplayarak sektörün geniş çaptaki sorunlarına beraber ve hızlı
çözümler üretmek olduğunu belirtti. Sektörün ileriye gitmesi için maliyetlerde oluşan artışların marka ve perakendeciler
tarafından da üstlenilmesi gerektiğini; markaların üreticilerden güvenli ve sürdürülebilir fabrikalarda, çalışanlar için iyi
koşullarda üretim yapmalarını beklediğini fakat bunun da bir maliyeti olduğunu söyleyen Altan, bu değişikliklerin
yapılabilmesi için ciddi yatırım yapılması gerektiğini ve fakat üreticilerin bunun için öncelikle kâr etmesi gerektiğini kaydetti.

Düşük fiyatlı modadan uzaklaşmanın tedarikçi ülkeler için değişim anlamına geldiğini söyleyen Altan,
özellikle Asya’daki hazır giyim üreticilerinin çoğunlukla buna odaklanmış olduğunu fakat artık önceliğin
dijital teknolojileri adapte etmek olacağını; bu değişim için de üniversitelerin moda tasarımı ve teknoloji
programlarına daha çok odaklanılması gerektiğini, hatta gün sonunda her fabrikanın kendi moda
tasarım departmanı olması gerekeceğini ifade etti.

Nearshoring’in sektörde kullanılan yeni moda bir sözcük olmasına rağmen sektörün geniş çapta problemlerini
çözmekten uzak bir kavram olduğunu söyleyen Altan, kaliteyi arttırmak, katma değer yaratmak ve tasarımları geliştirmek
zorunda olduklarını, bunun da Doğu ile Batı, alıcılar ile yerel tasarım grupları arasında işbirliğini zorunlu kıldığını vurguladı. 

Gençlerin farklı bir mantaliteyle modaya yaklaştığını, sektörün buna göre kendini ayarlaması gerektiğini söyleyen Altan,
genç tasarımcıları da sürece dahil etmelerinin öneminden bahseder İstanbul Moda Haftası sırasında düzenlenen
yarışma ile genç tasarımcıları sektöre tanıttıklarını, bunun sonucunda da ülkede genç tasarımcı kapasitesinin
artması noktasında olumlu bir itibara sahip olduklarını belirtti.

Bangladeş’in Türkiye’nin 60 yıl önceki haline benzediğini söylerken, devlet desteği ve hammaddeye ulaşım
avantajları ile makine yatırımlarını yapana kadar düşük fiyatlı moda üretimi yapmaya alıştıklarını ve bunun
sonucunda sektörün hızla büyüdüğünü ifade etti. 

Türkiye’nin daha katma değerli ve pahalı giyim ürünleri satmak konusunda arzusu olduğunu ve bu amaçla
ihracatın %65’inin yapıldığı Avrupa’nın yanı sıra ABD’nin ana hedef pazarlar olduğunu söyleyen Altan,
2005 yılından beri ABD’ye gümrük vergisiz ihracat yapma imkanını kaybettiklerini ve bunun sonucunda ABD’deki genç
jenerasyonun Türkiye’nin üretim gücü konusunda bilgi sahibi olmadığını belirtti. ABD’li alıcıların farkındalıklarını arttırdıklarında
şu anki 22 Milyar $ seviyesinden 30 Milyar $ seviyesine hızlıca çıkılabileceğini söyleyen Altan, Türkiye’nin işgücü
kalitesini de yükselttiğini, üniversite iş birliklerinin arttığını, ülkede üniversitelerin tekstil ve hazır giyim bölümlerini
seçen öğrenci sayısının %100 artış gösterdiğini kaydetti.

Asya’daki üreticilere kıyasla en büyük avantajlarının termin süresinin kısalığı olduğunu ifade eden Altan, Türkiye’ye yakın
lokasyonlardan ürün tedarik tedarik edeceklere yüksek hacimli alım yapmak yerine ihtiyaç kadar alım yapmalarını
önerdiğini, zira 2-3 hafta içerisinde yeni ürün tedarik edebildiklerini kaydetti.

Tekstil atıklarının azaltmanın tüm sektörün misyonu olduğunu, yavaş modaya geçişle atık sorununun da azalacağını
tahmin ettiklerini söyleyen Altan, üretilen giyim ürünlerinin %20-25’lik kısmının satılmadığını fakat yeni
AB regülasyonlarıyla satılmayan giyim ürünlerinin toplanıp dönüştürülerek yeni iplik ve kumaşlara dönüşeceğini ifade etti

Üretimi azaltıp kaliteyi arttırmanın, tüketicilerin aldığı ürünlerin daha uzun süreli kullanılabileceği anlamına
geleceğini söyleyen Altan, tüm giysilerin yenilenebilir ve tamir edilebilir materyallerden yapılması gerektiğini,
bunun da hedeflenen kalkınma hedeflerine katkı sağlayacağını belirtti.